| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Kullanım Koşulları | KURUM LİNKLERİ | NÖBETÇİ ECZANE | Reklam | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Arama |
ODALAR NE İŞE YARAR
ODALAR NE İŞE YARAR Sanayi ve Ticaret Bakanlığının ticaret hayatına vizyon biçme misyonu yüklediği ticaret odaları 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar ve Borsalar Kanunu gereği bazı görevler üstlenirler. Bu görevlerin ilk sırasında; “Meslek ahlâkını, disiplini ve dayanışmayı korumak ve geliştirmek, ticaret ve sanayinin kamu yararına uygun olarak gelişmesine çalışmak” vardır. Serbest piyasa ekonomisinin sunduğu rekabet ortamında beklide ticaret odalarına en çok ihtiyaç duyacağımız dönmelerdeyiz. Kar etmek maksadıyla faaliyete geçen gerçek ve tüzel kişilikler eğer her türlü ticari normdan bağımsız rekabet edebilme teşebbüsünde bulunma eğilimine girerlerse ticari anarşizm kaçınılmaz olacaktır. Bu yüzden üniversitelerde iktisat ve işletme okuyan öğrencilere öncelikle işletmelerin kar etmek maksadıyla var olduğu ancak her işletmenin aynı zamanda sosyal bir rolü ve sorumluluğunun da olduğu öğretilir. Sadece yasal çerçevelerle kurumların analizinin yapıldığı yılları dünya görmedi değil. Ancak kapitalizmin ürkütücü iştahı, sermayenin mutlaka bir mantaliteye hizmet etmesi gerektiğini dünyaya kısa sürede öğretti. Değilse kendisi için ticaret yapılan insanın bizzat kendisinin ticari bir meta olması işten bile değildi. Bu tür deneyimleri acı bir hatıra olarak “kölelik” şeklinde adlandırıp deneyim hanemize yine biz insanlar yazdırmıştık. Kazanma daha çok kazanma güdüsü insana kendisini materyal olarak gösterebiliyorsa rakip veya rekabet için söylenebilinecek şeyler aşağı yukarı tahmin edilebilir olmaya başlıyor. Klasik emperyalizm dönemini bir kenara bırakırsak, yaklaşık 200 yıllık bir deneyimle insanoğlu 2 kahredici hesaplaşmayla (2 dünya savaşıyla) ticaret hayatına çekidüzen vermeye başladı. Küresel ölçekteki bu ticari kapışma ötekine hayat hakkı (ticaret alanı) bırakmama tüm pazarı elde tutma kavgasından başka bir şey değildi. Devletlerin ellerindeki silahlara dünya ticaretine yön verme gayretinin faturasını en ağır ödeyen ülkelerin başında geldiğimizi söylesek abartmış olmayız. Çünkü iki milyon küsür kilometre karelik bir ticaret ve inisiyatif alanından yedi yüz bin kilometrekarelik alana hapsedildik. Belediye altında veya ana bulvarda ve 300 metrekarelik bir işyerinden, ana caddeden Dünyada suların durulması Japonya’nın pes demesiyle başladı. Fakat Birleşmiş Milletlerin kurulması ve artık tüm dünya ülkeleri tarafından en üst irade olarak kabul edilmesi tüm ülkeleri için yeni bir sayfanın açılması demekti. Ağırlıklı inisiyatifi galiplerin elinde tuttuğu BM esas görev olarak kendisine tüm ülkelere eşit mesafede olma rolü biçti. Bu hem siyaseti hem ticareti şekillendiren en üst çatı oldu. Zira BM kararların uymayalar için kınama ambargo v.s gibi yaptırımlar dünyanın yaramaz devletlerinin kulağını kısmen de olsa çekmeye yardı. Kendi ticari hayıtımızdaki şekillendirmelerin tepesinde de ticaret odaları vardır. Odalar Meslek ahlâkını, disiplini ve dayanışmayı korumak ve geliştirmek için vardır. Odalar ticaret ve sanayinin kamu yararına uygun olarak gelişmesine çalışmak için vardır. Bu yüzden faaliyet alanımız her ne olursa olsun meslek ahlakını korumaya ve mesleğimizi ahlak dairesinde gerçekleştirmeye çalışmalıyız. Rekabet ederken yok etmeye değil kolektif zenginleşmeye yönelik hamleler yapmalıyız. Bireysel olarak büyük pazarların küçük yemleri olmaktan ziyade odalar aracılığıyla daha uzun soluklu daha bereketli kazançlara yelken açmalıyız. Eğer hepimiz aynı geminin içinde olduğumuzu unutursak birbirimizi kucaklamamız sadece boğulma anında gerçekleşir ki bu da sonumuzu hızlandırır. Osman ALADAĞ
|
Son Dakika HaberleriEn Son Yorumlananlar |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||